Meskeniyet İddiası

İcra İflas Kanunu 82 maddesinde düzenlenen haczedilemezlik şikâyetlerinden birisi de haline münasip ev konusudur.

Uygulamada meskeniyet olarak bilinen memur işlemini şikâyet konusunu sizler için örnek yargı kararları doğrultusunda değerlendirdik.

Meskeniyet İddiası İİK 82/12 de geçmektedir. Buna göre borçlunun haline münasip evi haczedilemez. Haline münasip ev yargı kararlarında kişinin ve ailesinin sosyal statüsüne göre oturabileceği evi ifade etmektedir. Haline münasip ev tespit edilirken kişinin ailesinde bulunan üye sayısı, aylık geliri, sosyal durumu gibi konular değerlendirilmelidir. Borçlu için lüks sayılmayacak borçlunun daha önceki sosyal statüsünü etkilemeyecek ev haline münasip ev olarak nitelendirilmelidir.

Meskeniyet iddiasının kanunda yer bulmasının amacı borçlunun asgari yaşam standartının aşağısına düşmemesi ve hayatını devam ettirebilmesidir. Bu sebeple borçlu kendisine ait bir ev varken bu evin kira geliri ile başka bir evde otursa bile Yargı kararları doğrultusunda ve kanunun amacına uygun olarak yine de haczedilemezlik şikâyetinde bulunabilir. Bu tür durumlarda mahkeme eğer borçlunun evini haline münasip olarak görüyorsa kira gelirine haciz konulmaması yönünde bir karar verecektir. Borçlu kira ile ev tutabilecek ekonomik güce sahip olsa bile haczedilemezlik şikâyetinde bulunma hakkı her zaman mevcuttur.

Haczedilemezlik şikâyetinde bulunabilmek için kira istisnası haricinde borçlunun bizzat evde ikamet etmesi şartı aranmaktadır. Borçluya ait olan evde borçlu ikamet etmiyorsa ve burdan gelen kira geliri ile de kirasını ödemiyorsa bu ev için haczedilemezlik şikâyetinde bulunulamaz.

Haczedilemezlik şikâyeti icra hukuk mahkemesine yapılacak bir şikayetle incelenir. Açılan davanın memur işlemini şikâyet olduğu düşünüldüğünde 7 günlük hak düşürücü sürede bu davanın açılması gerekmektedir. 7 günlük süre hak düşürücü süre olduğundan dolayı bu süre geçtikten sonra icra hukuk mahkemesine yapılacak şikâyetler mahkeme tarafından re’sen sürenin geçmesi dolayısıyla reddedilecektir.

Borçlunun iddiası yerinde görülürse mahkeme borçlunun evi üzerine konulan haczi kaldıracaktır. Eğer borçlunun iddiası yerinde değilse ortaya çeşitli ihtimaller çıkmaktadır. Dava tamamen reddebileceği gibi bilirkişi raporunda haline münasip ev için tespit edilen rakam evin mevcut değerinden daha aşağıda ise mahkeme evin satışına karar verip borçluya haline münasip ev alabilmesi için bilirkişi tarafından tespit edilen rakamın verilmesi yönünde karar verecektir. Borçlunun mevcutta oturduğu evi satılacak bu satıştan elde edilen ücretin bilirkişi tarafından tespit edilen kısmı borçluya haline münasip ev alması için verilecek kalan kısım ise alacaklıya ödenecektir.

Borçlu haline münasip ev için daha önce ipotek vermiş ise yerleşik yargı içtihatları doğrultusunda bu ipoteğin hangi amaçla verildiğine bakılarak mahkeme şikâyet hususunda karar verecektir. Eğer ipotek zorunlu olarak konulan ipoteklerdense mahkeme şikâyeti diğer hususların olması halinde kabul edecektir. İpotek zorunlu olmayan ipoteklerden ise mahkeme şikâyeti reddedecektir.

Borçlu evi alırken kredi kullanmışsa bu kredi bedelini ödememek için haczedilemezlik itirazında bulunamaz. Zira zaten borcun sebebi evin kredi ile alınmasıdır.

               T.C

        YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2012/5443

K. 2012/21220

T. 19.6.2012

KAVRAMLAR

Tebligatın Geçersizliği

Usulsüz Tebligat

Haciz İşlemlerinin İptali

İtiraz Süresi

Meskeniyet İddiası

İtiraz Süresine Geçirme

Şikâyet

Haczedilemezlik

ÖZET: Yargıtay kararına konu dava da usulsüz tebligat sebebiyle haciz ve satış işlemlerinin iptali istenmiş ve kaydına haciz konulan mesken üzerinden meskeniyet iddiası sebebiyle haczin kaldırılması istenmiştir. Borçluya tebliğ edilen ödeme emri usulüne uygun tebliğ edilmediği tespit edilmiş,  fakat dosyadan yapılan haciz işlemi sırasında borçlunun haciz mahallinde hazır bulunması sebebiyle icra dosyasından haberdar olduğu usulsüz tebligata dair şikâyetin haciz tarihinden itibaren 7 günlük hak düşürücü süre geçirildikten sonra yapıldığı anlaşılması sebebiyle haciz işlemleri iptal edilmemiştir. Fakat haciz işleminin uygulanması anında borçlunun gayrimenkul haczinden haberdar olduğu kabul edilemeyeceği için meskeniyet iddiası yönünden yapılacak şikâyet için 7 günlük süre başlamamış olduğundan yerel mahkemenin kararı bu yönden bozulmuştur.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:

KARAR: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de:

Borçlu vekili, 25.8.2011 tarihli şikâyet dilekçesiyle icra mahkemesine yaptığı başvurusunda, dosyada yapılan tüm tebligatların usulsüz olduğunu, takipten 23.8.2011 tarihinde haberleri olduğunu, usulsüz tebligatlar sebebiyle haciz ve satış işlemlerinin iptalini, meskeniyet sebebiyle haczin kaldırılmasını istemiştir.

7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesinde; ‘Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi addolunur.” hükmüne yer verilmiştir.

Öte yandan. H.G.K.nun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 esas ve 1991/344 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere “… usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yoluyla tebligatın usulsüzlüğünü İcra Mahkemesi önüne getirmesi gereklidir “. Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belgeyle ispatlanabilir. H.G.K.nun 12.02:1969 tarih ve 1967/172-107 Sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.

Somut olayda borçluya örnek ( 7 ) ödeme emrinin 12.11.2010 tarihinde tebliğ edildiği, yapılan bu tebligatın usulüne uygun olmadığı görülmekte ise de 14.1.2011 tarihinde yapılan menkul haczi sırasında borçlunun hazır bulunduğu, dolayısıyla borçlunun bu tarihte takipten haberdar olunduğu, usulsüz tebligata dair şikâyetin ise bu tarihten itibaren ( 7 ) günlük süre geçirildikten sonra yapıldığı anlaşıldığından haciz işlemlerinin iptali yönünde karar verilemez ne var ki sözü edilen menkul haczi sırasında borçlunun meskeniyet iddiasında bulunduğu taşınmazına haciz konulduğuna muttali olduğuna dair herhangi bir delil olmaması ve borçluya tebliğ edilen 103 davetiyesinin usulsüz olması karşısında borçlunun meskeniyet şikayeti süresindedir. O halde mahkemece meskeniyet şikayetinin kabulü yönünde hüküm tesisi yerinde ise de yapılan diğer hacizlerin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İ.İ.K.nun 366 ve H.U.M.K.nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

               T.C

        YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2014/35489

K. 2015/2294

T. 17.2.2015

KAVRAMLAR

Haczedilmezlik Şikâyeti

Haczi Kabil Olmayan Mallar

Meskeniyet İddiası

Haline Münasip Ev

İpoteğin Meskeniyet İddiasına Etkisi

Bilirkişi Raporu

Zorunlu İpotek

ÖZET: Borçlu olayda kendisine ait gayrimenkulü daha önce ipotek etmiştir. İpotek sebebiyle haczedilemezlik hususunda şikâyette bulunabilmek için ipoteğin, mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekmektedir. Zorunlu olarak verilen ipoteğin meskeniyet şikâyetine engel teşkil etmez. Borçlunun tarafından kendi isteği ile verilen ipotekler, borçlunun aynı gayrimenkul için yapacağı meskeniyet iddiası veya haline münasip ev iddiasının reddedilmesi sebebi olacaktır.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 27/10/2014 tarih, 2014/19024-25022 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Sair karar düzeltme nedenleri yerinde değil ise de;

Haciz tarihi itibari ile yürürlükte bulunan İİK’nun değişiklik öncesi 106. Maddesinde, “Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden nihayet bir sene ve taşınmaz ise nihayet iki sene içinde satılmasını isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 110. maddesinde ise, “bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da, bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. “hükmü yer almaktadır.

Borçlu tarafça süresi içinde meskeniyet şikayetinde bulunulduğunda geçerli ve devam eden bir haciz işlemi bulunup bulunmadığının icra mahkemesince resen incelenmesi zorunludur. Ortada geçerli ve mevcudiyetini koruyan bir haciz bulunmadığı takdirde şikayetin konusu da olmayacaktır.

O halde mahkemece öncelikle şikayet tarihi olan 19/07/2011 tarihi itibariyle şikayete konu taşınmaz üzerindeki haczin düşüp düşmediği yöntemince incelenerek, haczin düştüğünün tespiti halinde bu nedene dayalı olarak haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.

Haczin düşmediğinin tespiti halinde ise ;

İİK.nun 82/1-12. maddesi gereğince, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.

Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.

Öte yandan, paylı taşınmazlarda, her paydaşın meskeniyet şikayetinde bulunma hakkı vardır. Bu halde, iddia, pay oranı esas alınarak çözümlenmelidir. Bir başka deyişle, İİK’nun 82. maddesi hükmüne göre haczedilmezlik şikayetinde bulunan şikayetçinin payına isabet eden değerden haline uygun bir mesken edinip edinemeyeceği araştırılarak sonuca gidilmesi icap eder.

Somut olayda mahallinde yapılan keşif neticesinde bilirkişi rapporu alınmış ve hükme esas alınan bilirkişi raporundan dava tarihi itibariyle taşınmaz bedelinden borçlunun hissesine düşen bedelin 134.479 TL olduğunu ve takibe konan borcun ödenmesinden sonra ise kalan miktarın 83.807,80 TL olduğunu, borçlunun yaşam standardına uygun minimum düzeydeki konut fiyatının 300.000 TL civarında olduğunu belirtir şekilde rapor hazırlamıştır.

Rapor bu hali ile hüküm kurmaya elverişli değildir. Asıl olan borcun ödenmesi olup, borçlunun mutlaka meskeniyet şikâyetinde bulunduğu semtte veya o yere yakın semtte meskeninin bulunması zorunlu değildir. Bu nedenle borçlunun şehrin daha mütevazı semtlerinde daha küçük, haline münasip edinebileceği meskenin değerinin belirlenmemiş olması doğru değildir.

Ayrıca meskeniyet iddiasına konu olan taşınmazın tapu kaydında, borçlunun hissesi üzerinde Bankeuropa Bankası A.Ş. lehine 18.07.2006 tarih ve 4942 yevmiye numrası ile ipotek tesis edildiği görülmüştür.

Borçlunun daha önce ipotek ettiği taşınmazı hakkında sonradan haczedilmezlik şikâyetinde bulunabilmesi için ipoteğin, mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir. Zira zorunlu olarak kurulan ipoteğin meskeniyet şikâyetine engel teşkil etmeyeceği ilkesi, bu ipoteğin sosyal amaçlı olarak verilen kredinin teminatını oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Bunun dışında, borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipotekler, adı geçenin daha sonra bu yerle ilgili olarak meskeniyet iddiasında bulunmasını engeller.

O halde mahkemece öncelikle şikayet tarihi olan 19/07/2011 tarihi itibariyle şikayete konu taşınmaz üzerindeki haczin düşüp düşmediği yöntemince incelenmeli, haczin düşmediğinin tespiti halinde meskeniyet iddiasına konu olan taşınmaz üzerindeki 18.07.2006 tarih ve 4942 yevmiye numrası ile kurulan ipoteğin niteliği araştırılmalı ve yukarıda açıklanan ilke ışığında söz konusu ipoteğin meskeniyete dayalı haczedilmezlik şikayetini engeller mahiyette olup olmadığı belirlenmeli, ipoteğin meskeniyet iddiasına engel teşkil etmediğinin anlaşılması halinde ise mahkemece bilirkişiden ek rapor alınmak veya gerektiğinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle taşınmazın hesap edilecek toplam değerinden borçlunun hissesine isabet edecek miktar tespit edildikten ve borçlunun bulunduğu yerden daha mütevazı koşullara sahip yerlerde haline münasip alabileceği evin değeri açık ve net şekilde belirlendikten sonra, borçlunun hissesine düşen miktar, haline münasip alabileceği evin değerinden düşük ise meskeniyet şikayetinin kabulüne, hissesine düşen miktar, haline münasip alabileceği evin değerinden fazla ise taşınmazın satılarak haline münasip evin alınması için gerekli miktarın borçluya, kalanının ise alacaklıya ödenmesine taşınmazın haline münasip evi alabileceği değerden az olmamak üzere satılmasına, şeklinde hüküm tesisi gerekirken bu ilkelere aykırı olarak verilen karar isabetsizdir. Mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi gerekirken Dairemiz 27.10.2014 tarihli bozma ilamında yazılı gerekçe ile bozulması yanılgıya dayalı olup borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.

SONUÇ: Borçlunun karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile Dairemizin 27/10/2014 tarih, 2014/ 19024 Esas – 2014/ 25022 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

               T.C

        YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2005/12-178

K. 2005/211

T. 30.3.2005

KAVRAMLAR

Takip ile İlgili İtiraz ve Şikâyetler

Kesin Yetki

Kamu Düzeni

Haline Münasip Ev

Meskeniyet Şikâyeti

İcra Takibinde Yetki

ÖZET: İcra takibinin başlatıldığı icra dairesi ilgili takibe karşı yapılacak itiraz ve şikâyetler için kesin yetki kuralı sebebiyle tek yetkili makamdır. Yapılacak itiraz ve şikâyetler takibin yapıldığı icra müdürlüğünün bağlı bulunduğu icra mahkemesinde görülür. İcra dosyası İstanbul Adliyesinde açıldığı için meskeniyet iddiasına yönelik şikâyetler de haczi koyan icra dairesinin bağlı olduğu yargı çevresindeki İcra Hukuk mahkemesine yapılması gerekir.

DAVA: Taraflar arasındaki “şikayet” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 18.11.2003 gün ve 2004/1078-1822 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 6.4.2004 gün ve 2004/4233-8288 sayılı ilamı ile;

(…Borçlunun taşınmazı Kadıköy 3. İcra Müdürlüğünün 2001/1895 talimat sayılı dosyası üzerinden haciz edilmiş ve kıymet takdiri yapılmıştır. Meskeniyet şikâyeti İİK’nun 79/2. maddesi uyarınca takibat icra dairesinin bağlı olduğu Kadıköy İcra Mahkemesince yapılması gerekir. Bu nedenle mahkemece resen yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, şikâyetin esası incelenerek bir karar verilmesi isabetsizdir…)

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR:

A- DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı borçlu ( şikayetçi ) vekili, davacıya ait İstanbul, Kadıköy, Göztepe, 1149 ada, 46 parsel sayılı taşınmazın 7 nolu bağımsız bölümünün 1/2 payının davalı alacaklı banka tarafından yapılan takip sonucunda haczedildiğini, ekonomik kriz nedeniyle tüm malvarlığını kaybettiğini, anılan taşınmazdan başka hiçbir malı kalmadığını, üç kişiden oluşan bilirkişi kurulu marifetiyle taşınmazın değerinin tespit ettirilmesi, davacının payının satışı sonucu elde edilen bedelden borcun ödenmesi halinde kalan miktarla haline münasip ev alıp alamayacağının araştırılması suretiyle, İİK’nun 82/12. maddesi uyarınca meskeniyet iddiasının kabulüne, taşınmaz üzerine konan haczin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

B- DAVALININ CEVABININ ÖZETİ: Davalı alacaklı Türkiye İş Bankası A.Ş. vekili cevap dilekçesiyle, davacının yerinde ve süresinde olmayan şikâyetinin reddine karar verilmesini savunmuştur,

C- YEREL MAHKEME KARARININ ÖZETİ: Yerel mahkemece meskeniyete ilişkin şikâyetin, haczin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içinde yapılması gerektiği, süresinde olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

D- TEMYİZ EVRESİ, BOZMA VE DİRENME: Davacı vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; yerel mahkemece, davalı alacaklının asıl icra dosyası olan İstanbul Ondördüncü İcra Müdürlüğünün 1998/14846 E. sayılı dosyasından haciz talebinde bulunduğu davacı borçlunun taşınmaz üzerindeki 1/2 payının üçüncü kişiye satıldığı, İİK’nun 281/2. maddesi uyarınca tasarrufun iptali davası açıldığı, davanın kabulü üzerine asıl icra dosyası üzerinden haciz şerhinin işlendiği, kıymet takdiri ve satış işlemlerinin ise Kadıköy Üçüncü İcra Müdürlüğünün 2001/1895 sayılı talimat dosyası üzerinden gerçekleştirildiği gerekçesiyle görev ve yetkinin asıl icra dairesinin bağlı olduğu mahkemeye ait olduğu sonucuna varılarak direnme kararı verilmiştir.

E- GEREKÇE: İİK’nın 4. maddesine göre, takip hangi icra dairesinde başlamış ise bu takiple ilgili itiraz ve şikâyetlerin, takibin yapıldığı icra müdürlüğünün bağlı bulunduğu icra mahkemesinde çözümlenmesi gerekir. Bu husus kamu düzenine ilişkin kesin yetki niteliğindedir. İİK’nın 79 ve 360. maddelerin koşullarının oluşması halinde uygulanması, bu konudaki yetki kuralının istisnalarıdır.

Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelere göre, asıl icra dosyası olan İstanbul Ondördüncü İcra Müdürlüğünün 1998/14846 E. sayılı dosyasından yazılan 12.10.2001 tarihli müzekkere üzerine tapu kaydına haciz şerhinin işlendiği anlaşılmaktadır. Bu takdirde, İİK’nun 82/12. maddesine dayanılarak yapılan meskeniyet şikâyetinin de haczi koyan asıl icra dairesinin bağlı olduğu icra Mahkemesine yapılması gerekir. O halde, yerel mahkemenin bu yöne değinen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, yerindedir.

Ne var ki, Özel Dairece davacı vekilinin işin esasına yönelik temyizi, bozma nedenine göre incelenmemiş olup, dosyanın davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle göreve ilişkin direnme uygun bulunduğundan dosyanın işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için 12. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 30.3.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

                T.C

        YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2014/19024

K. 2014/25022

T. 27.10.2014

KAVRAMLAR

Meskeniyet İddiası

Haline Münasip Ev

Kambiyo Senetlerine Mahsus Takip Yolu

Haczedilemezlik

İpoteğin Meskeniyet İddiasına Etkisi

Eksik Bilirkişi Raporu

ÖZET: Kambiyo Senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takipte borçlunun evine haciz konmuş. Bunun üzerine borçlu meskeniyet iddiasında bulunmuştur. Davada mahkeme bilirkişiden rapor almıştır. Bilirkişi raporunda borçlunun oturduğu evi baz almış ve bu evin civarında haline münasip olarak yaşayacağı fiyatı tespit etmiştir. Borçlu aynı il içerisinde olmak kaydı ile daha merkezden uzak yerde de oturabileceğinden bilirkişinin tespitinde bu bedeli tespit etmesi gerekmektedir. Eksik bilirkişi raporu ise karara esas alınamaz. Ayrıca borçlunun daha önce gayrimenkul üzerine ipotek koydurduğu haline haczedilemezlik itirazında bulunabilmesi için bu ipoteğin zorunlu konulup konulmadığının irdelenmemesi de bozmayı gerektirmiştir.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Sair temyiz itirazları yerinde değilse de; Alacaklı tarafından borçlu hakkında yapılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, borçlu meskeniyet iddiasına dayalı haczedilemezlik şikâyetinde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu taşınmaz üzerindeki haczin İİK’nun 82. maddesi gereğince fekkine karar vermiş, hükmü davalı alacaklı taraf temyiz etmiştir.

İİK.nun 82/1-12. maddesi gereğince, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.

Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.

Öte yandan, paylı taşınmazlarda, her paydaşın meskeniyet şikâyetinde bulunma hakkı vardır. Bu halde, iddia, pay oranı esas alınarak çözümlenmelidir. Bir başka deyişle, İİK’nun 82. maddesi hükmüne göre haczedilmezlik şikâyetinde bulunan şikâyetçinin payına isabet eden değerden haline uygun bir mesken edinip edinemeyeceği araştırılarak sonuca gidilmesi icap eder.

Somut olayda mahallinde yapılan keşif neticesinde bilirkişi raporu alınmış ve hükme esas alınan bilirkişi raporundan dava tarihi itibariyle taşınmaz bedelinden borçlunun hissesine düşen bedelin 134.479 TL olduğunu ve takibe konan borcun ödenmesinden sonra ise kalan miktarın 83.807,80 TL olduğunu, borçlunun yaşam standardına uygun minimum düzeydeki konut fiyatının 300.000 TL civarında olduğunu belirtir şekilde rapor hazırlamıştır.

Rapor bu hali ile hüküm kurmaya elverişli değildir. Asıl olan borcun ödenmesi olup, borçlunun mutlaka meskeniyet şikâyetinde bulunduğu semtte veya o yere yakın semtte meskeninin bulunması zorunlu değildir. Bu nedenle borçlunun şehrin daha mütevazı semtlerinde daha küçük, haline münasip edinebileceği meskenin değerinin belirlenmemiş olması doğru değildir.

Ayrıca meskeniyet iddiasına konu olan taşınmazın tapu kaydında, borçlunun hissesi üzerinde Bankeuropa Bankası A.Ş. lehine 18.07.2006 tarih ve 4942 yevmiye numarası ile ipotek tesis edildiği görülmüştür.

Borçlunun daha önce ipotek ettiği taşınmazı hakkında sonradan haczedilmezlik şikâyetinde bulunabilmesi için ipoteğin, mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir. Zira zorunlu olarak kurulan ipoteğin meskeniyet şikâyetine engel teşkil etmeyeceği ilkesi, bu ipoteğin sosyal amaçlı olarak verilen kredinin teminatını oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Bunun dışında, borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipotekler, adı geçenin daha sonra bu yerle ilgili olarak meskeniyet iddiasında bulunmasını engeller.

O halde mahkemece öncelikle meskeniyet iddiasına konu olan taşınmaz üzerindeki 18.07.2006 tarih ve 4942 yevmiye numarası ile kurulan ipoteğin niteliği araştırılmalı ve yukarıda açıklanan ilke ışığında söz konusu ipoteğin meskeniyete dayalı haczedilmezlik şikâyetini engeller mahiyette olup olmadığı belirlenmeli, ipoteğin meskeniyet iddiasına engel teşkil etmediğinin anlaşılması halinde ise mahkemece bilirkişiden ek rapor alınmak veya gerektiğinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle taşınmazın hesap edilecek toplam değerinden borçlunun hissesine isabet edecek miktar tespit edildikten ve borçlunun bulunduğu yerden daha mütevazı koşullara sahip yerlerde haline münasip alabileceği evin değeri açık ve net şekilde belirlendikten sonra, borçlunun hissesine düşen miktar, haline münasip alabileceği evin değerinden düşük ise meskeniyet şikâyetinin kabulüne, hissesine düşen miktar, haline münasip alabileceği evin değerinden fazla ise taşınmazın satılarak haline münasip evin alınması için gerekli miktarın borçluya, kalanının ise alacaklıya ödenmesine ve taşınmazın haline münasip evi alabileceği değerden az olmamak üzere satılmasına karar verilmesi gerekirken, açıklanan ilkeler gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/10/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

                T.C

        YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2013/17073

K. 2013/25191

T. 4.7.2013

KAVRAMLAR

Meskeniyet

Birden Fazla Taşınmaz İçin Meskeniyet İddiası

Mesken Olarak Kullanılmayan Taşınmaz

Borçlunun Seçim Hakkı

İpoteğin Meskeniyet Davasına Etkisi

ÖZET: Birden fazla gayrimenkulü olan borçlu için yapılan takipte borçlu meskeniyet iddiasında bulunmuştur. Mahkeme borçlunun birden fazla gayrimenkulü olması ve meskeniyet iddiasında bulunduğu yerde oturmaması sebebiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay yerel mahkemenin davada öncelikle borçlunun seçim hakkının kullandırılarak hangi gayrimenkul için bu iddiasını devam ettirmesi hususunda görüşüne başvurmaması sebebiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Adem Özdemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Borçlunun birden fazla taşınmazının bulunması meskeniyet şikâyetine engel teşkil etmez ise de, bunlardan ancak biri yönünden meskeniyet şikâyetinde bulunulabilir.

Somut olayda, borçlu adına kayıtlı K. ilçesi, D. k 385 Ada, 1 parsel, A Blok Zemin 1, 1. kat 2, 2.Kat 3 nolu bağımsız bölümler ile 3713 parsel 13 nolu dubleks meskenin borçlunun haline münasip konutu olduğu ileri sürülerek hacizlerin kaldırılmasının talep edildiği görülmüştür.

Meskeniyet sebebiyle haczedilemezlik şikâyeti mevcut ve oturmaya uygun bir evin bulunması halinde yapılabilir. Henüz mesken olarak kullanılabilir durumda bulunmayan taşınmaz meskeniyete konu edilemez. Borçlu boş arsası hakkında ileride oraya ev inşa edeceği iddiasıyla meskeniyet iddiasında bulunamaz. Hatta borçlu bu arsa üzerine daha sonra ev yaptırmış olsa bile yine haczin kaldırılmasını isteyemez. 3713 parsel 13 nolu dubleks mesken zemin üzerinde mevcut olmadığından bahse konu taşınmaz yönünden meskeniyet şikâyetinde bulunulması mümkün değildir.

Diğer taraftan, borçlunun daha önce ipotek ettiği taşınmazı hakkında sonradan haczedilmezlik şikâyetinde bulunabilmesi için ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir. Bunun dışında, borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipotekler, adı geçenin daha sonra bu yerle ilgili olarak meskeniyet iddiasında bulunulmasını engeller. Zira evini kendi iradesi ile ipotek eden borçlunun artık ona ihtiyacı olmadığı kabul edilmelidir. Ancak, taşınmazın tapu kaydında ipotek bulunmasına rağmen haciz tarihinden önce ipoteğe konu borcun ödenmiş olması halinde, tapu kaydındaki mevcut ipotek şerhi, borçlunun meskeniyet şikâyetinde bulunma hakkını ortadan kaldırmaz. Aksi takdirde, kurulan bir ipotek borcu ödenmiş olsa dahi, bundan sonraki tüm hacizler yönünden meskeniyet şikâyetinin mümkün bulunmadığı gibi kabul edilemeyecek bir sonuç ortaya çıkar. 385 Ada, 1 parsel A Blok Zemin 1, 1. kat 2, 2.Kat 3 nolu bağımsız bölümler tapu kaydında T.C. Ziraat Bankası A.Ş. lehine 24.05.2010 tarihli ipoteğin mevcut olduğu görülmektedir.

Bu durumda, mahkemece, öncelikle borçluya tercih hakkı sorularak seçtiği taşınmaz açısından ipoteğin zorunlu ipoteklerden olup olmadığı, değilse ipoteğe konu borcun haciz tarihinden önce ödenip ödenmediği yöntemince araştırılıp, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

               T.C

        YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2012/25866

K. 2012/2419

T. 28.1.2013

KAVRAMLAR

Haline Münasip Ev

Şikâyet

Haczedilemezlik

Meskeniyet

İpotek

Gerekçeli Karar Tarihi

Hükümde Bulunması Gerekenler

ÖZET: İcra takibinde borçlunun evine haciz konulmuş borçlu haczedilmezlik şikâyetinde bulunarak oturduğu evin haline münasip ev olması sebebiyle haczin kaldırılmasını talep etmiştir. Yerel Mahkeme ev üzerinde daha önce ipotek olması nedeniyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, Yerel Mahkemenin ipoteğin zorunlu ipoteklerden olup olmadığını irdelememesi ve kararında hüküm tarihini belirtmediği için dosyayı bozmuştur.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Borçlu icra mahkemesine başvurusunda; haczedilen evin haline münasip meskeni olduğunu, ileri sürerek haczedilmezlik şikâyetinde bulunmuş, mahkemece meskeniyete konu taşınmazın ipotek ettirilmesi nedeniyle şikâyet hakkından vazgeçildiği kabul edilerek istemin reddine karar verilmiştir.

Meskeniyet konusu taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde, 28.07.2008 tesis tarihli 18673 yevmiye numaralı ve 09.12.2010 tesis tarihli 32741 yevmiye numaralı Ziraat Bankası A.Ş. lehine kurulmuş ipoteğin bulunduğu görülmektedir.

Borçlunun, daha önce ipotek ettiği taşınmazı hakkında sonradan haczedilmezlik şikâyetinde bulunabilmesi için ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir. Zira zorunlu olarak kurulan ipoteğin meskeniyet şikâyetine engel teşkil etmeyeceği ilkesi, bu ipoteğin sosyal amaçlı olarak verilen kredinin teminatını oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Bunun dışında, borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipotekler, adı geçenin daha sonra bu yerle ilgili olarak meskeniyet iddiasında bulunmasını engeller.

O halde mahkemece şikâyetin mahiyeti dikkate alınarak öncelikle duruşma açılmalı, taraf teşkili sağlanmalı, tarafların iddia ve delilleri toplanmalı, taşınmaz üzerinde bulunan ipoteklerin niteliği ilgili bankadan sorulmalı ve ipoteğin hangi amaçla tesis edildiği öncelikle saptanmalı sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Diğer taraftan, HMK.nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereğince hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.

SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/01/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum yap

Your email address will not be published.

Paylaşın

Bağlantıyı kopyalayın

Kopyala